Sohbet Chat Muhabbet Mobil Sohbet Odalari

İnternet dünyasının en çok tercih edilen Sohbet Sitesi Chattur.com üzerinde sınırsız bir Sohbet keyfine ne dersin?

Mobil uyumlu Web sayfamızla Sohbet,Mobil Sohbet Eğlence Odalari,Canlı Radyo Yayınları hepsi Sitemizde.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık Sohbet cebimizde,Mobil Sohbet uygulamalarımızla sitemize giriş yaparak Ücretsiz Sohbet edebilirsiniz.

Mobil Sohbet Odalari

2009 yılından bu yana sizler için hep güzel bir Sohbet ortamı sunmaya devam eden sitemiz artık Android ve İOS sistemli cep telefonlarından girebilirsiniz.Bedava Mobil Sohbet Odalarına giriş yaparak Bay ve Bayan arkadaşlarla tanışabilir ve arkadaşlıklar kurabilirsiniz.Bulunduğunuz heryerden Sitemize giriş yapabilir,sizler için hazırlanmış olan özel Sohbet odaları üzerinden güvenli bir Chat ortamı sunmaktayız.

Mobil uygulamamız her gün yenilenerek sizlere en iyi ve rahat bir Sohbet etmek için yöneticilerimiz sürekli çalışmalarına devam ediyor.

Bedava Sohbet Nedir?

Sohbet Sitelerinin zamanla Ücretli sisteme geçmesi Chat Odaları’na olan ilginin azalmasına neden olsada alışkanlıklardan vazgeçmek hiçte kolay değildir.

Bizlerde Sitemizde Tamamen Bedava Sohbet,Bedava Chat,Ücretsiz Sohbet,Ücretsiz Chat olarak sizlere hizmet vermekteyiz.Üyelik gerektirmeden kendinize uygun bir Nick(Rumuz) alarak Sohbete Başlayabilirsiniz.

Sitemiz üzerinde yapılan herşey ücretsiz olup Sohbet,Oyun ve Radyo odalarımızda bol bol zaman geçirebilirsiniz.

Hergün yeni bir süprizle karşılaşabileceğiniz sitemizde her an herşeye hazırlıklı olmanız gerekiyor.Bir çok hediyeler ve Yarışma Odalarında eğlencenin tadını tam anlamıyla çıkarabilirsiniz.

Sohbet Chat

Sohbet birden fazla kişilerin bir arada olarak toplu halde bir konu hakkında konuşmalarına denir.

Chat ise internet üzerinden yapılan konuşmaların tamamına denir.

Ücretsiz Chat Siteleri

Tamamen ücretsiz Olan Sohbet ve Chat Odalarina verilen isimdir.Bu Sitelerde ücretsiz bir şekilde konuşup kendinize arkadaş  bulup yeni ilişkiler kurabilirsiniz.İnsanların en çok tercih ettikleri Sohbet Siteleri olarak bilinen ve en fazla insanın bulunduğu Chat Siteleridir.

Seksenler

80’li Yıllarda Gündelik Hayatımız

Annelerimiz eşyalarını özenle korur, bozulduklarında ertesi gün yerine yenisinin gelmeyeceğini bilirlerdi. Hemen hepsinin elinde bir iğne iplik önlüklerin sökükleri okula gitmek üzereyken ayaküstü dikilirdi. Günlerinde kek, börek, “bir çay daha!”, poğaça, “Ay! Komşu tatlıda mı yaptın!” derken başlarlardı şişmanlamaya. Evlerini yuva yapmaya çalışırken yorulurlar, ama asla yorgun olmazlardı.

Sokağımızdaki teyzeler annelerimiz gibiydi. Susadığımızda evlerine girer su içerdik.

Koşar, düşer, terleriz, burnumuz akar. Üzülür, ağlarız yine akardı. Kollarımıza silerdik burunlarımızı. Gömleğimizin, kazağımızın, gocuğumuzun, uzun kollu neyimiz varsa hepsinin uçları meşin gibi olurdu.

Kelebekler konardı omuzlarımıza, uğurböcekleri en sevimli halleriyle kendilerine birinin mani söylemesini beklerlerdi. Her delikten bir kertenkele uzatır kafasını, başka bir deliğe saklanmadan önce ufak değneklerimizle kovalardık onları. Antenler yerlerini kapmadan önce leylekler yuvalarını çatılarımıza yapardı.

Elimizde Japon Çekirdekleri sokaktan gelip geçenlere bakarken çitler, soranlara adres tarif ederdik.

Hepimizin orada, uzakta köylerimiz vardı… Sadece sebze ya da tahıl ürünleri değil, yatılı misafirlerimiz de gelirdi köylerden. Bir gelen haftalarca gitmezdi.

Evci askerlerin kıyafetlerinin kokusu sinerdi duvarlarımıza. Yedikleri dayaklardan yiyemedikleri yemeklerden bahseder, bir hafta sonra yine gelmek üzere giderlerdi. Böyle olduğu halde neden mektup yazarlar anlamazdım.

Yoğurtçular, hurdacılar, kalaycılar, bileyiciler fuar alanı gibi kullanırlardı sokakları. Kendilerine has ezgileriyle bağırıp gezerlerdi. Bekçilerimiz vardı; kahverengi polislerimiz. Düdüklerini öttürür, bozacılarla beraber gecelerin sesi olurlardı.

Şoförler: “Bundan iyisini ancak Allah yapar,” derlerdi efsane otobüs 302 için.

“NeAnadol’u be! Babadol, Babadol,” deyip dururdu dayım.

O zamanlar Kumburgaz bize çok uzak, fotoğraflarımız sepya, hayatımız siyah-beyazdı. Domatesler kesildiklerinde etrafa güzel kokular yayar, evlerimizin balkonunda ya da pencere önlerinde Vita marka yağ tenekelerinde biberler, fesleğenler, çilekler yaşardı. Balkondan uzansak erik, kayısı, kiraz veya vişne toplayabilirdik belki ama misafirliğe gittiğimizde elimiz muza kayardı.”

Eskiden Çocuk Olmak

 

Ne değişti de böyle olduk!Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki. . .En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.Susayınca girer evlerine su içerdik.Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır cantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.Azar işitip, acillere taşınmazdık.Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.Ben kapılarında ‘ vale ‘ lerin, ‘ bady ‘ lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.Nedir bunlar?Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.İyi de neden böyle olduk ?Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi.??Paylaşmanız Dileğiyle..